İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Can Ünver, Almanya'daki seçimlerde aşırı sağ partilerin elde ettiği oy oranındaki artışın, ülkedeki yabancılara karşı tutumu olumsuz yönde etkileyeceğini, Zenofobi ve İslamofobiyi tırmanışa geçirebileceğini söyledi.

Prof. Dr. Osman Ünver, AA muhabirine, Almanya'da genel seçimlerinde aşırı sağın yükselişinin, ülkedeki Türklere ve diğer göçmenlere olası etkilerini değerlendirdi.

Almanya'da son seçimde aşırı sağın oy oranını yüzde 100 artırarak son zamanlardaki en yüksek oyu aldığının altını çizen Ünver, bu artışta bir önceki hükümete duyulan memnuniyetsizlikle, mülteci karşıtı ve İslamofobik söylemlerin etkili olduğunu anlattı.

Ünver, Almanya'nın zorlu ve sancılı bir süreçten geçtiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Almanya, Scholz'un idaresinde son derece pasif ve Almanlar tarafından beceriksizlikle yorumlanan bir hükümet dönemi yaşadı. Ekonomide yaşanan dalgalanmalar, iç siyasetteki belirsizlik ve daha niceleri. Bunun sebebi olarak popülist söylemlerle sığınmacılar ve ülkedeki yerleşik yabancılar olarak gösterilirken, Scholz ve ekibi bu söylemlere 'hayır' diyemedi. Bunun yerine kendileri de bu söylemlerin peşinden gitmeye başladılar. Bugün artan aşırı sağın mimarlarından biri, açıkça Alman hükümetindeki yanlış siyaset anlayışı. Bu siyasetten memnun olmayan halk da tepki göstererek hem sandığa gitti, hem de Almanya İçin Alternatif (AfD) Partisinden yana oy verdi."

- "Almanya'da aşırı sağ ile İslam'a ve yabancılara karşı körüklenen nefret doğru orantıda yükseldi"

Ünver, Almanya'daki seçim sonuçlarının herkes tarafından öngörülebilir bir şekilde sonuçlandığını, özellikle kamuoyunda yabancı ve sığınmacılara karşı artan tepkinin sandıklara da yansıdığını kaydetti.

Bugün gelinen noktada Almanya'nın yabancılar için pek de dost canlısı bir ülke konumunda olmayacağını, özellikle Zenofobi ve İslamofobinin artışının devam edebileceğini söyleyen Ünver, "Almanya'da aşırı sağ ile İslam'a ve yabancılara karşı körüklenen nefret doğru orantıda yükseldi. Yani sırf salt yabancı olduğu için veyahut mülteci olduğu için düşmanlıkları üzerine çekiyor bu insanlar. Bunlar çoğunlukla Suriyeli, Afganistanlı veya diğer ülkelerden gelen sığınmacıları kapsıyor. Şimdi bu insanların üzerinde çok tabii spekülasyonlar yapılıyor. Geri gönderiliyor kalmayacaklar, gidecekler falan filan şeklinde. Bence çok tatsız ve gayri insani bir tartışma bu. Seçim sonuçlarına göre ülkede yaşayan yabancıları, sığınmacıları pek parlak günlerin beklediğini maalesef söyleyebilmek mümkün değil." ifadelerini kullandı.

- "Zenofobinin artışa geçebileceğini öngörebiliriz"

Almanya'daki bu durumun tehlikeli bir noktaya doğru ilerlediğinin altını çizen Ünver, AfD'nin hükümet ortağı olması veya olmamasından bağımsız olarak ekonomideki kötü gidişatın veya ülkede meydana gelen olumsuzlukların sebebi olarak görülen yabancılara fatura edilmesinin, ilerleyen günlerde daha da kutuplaşmaya yol açabileceğini belirtti.

Ünver, Almanya'daki ırkçılık kavramının kişilerin nereden geldiği, hangi dine mensup olduğunun yanı sıra kültürel açıdan da kişileri ötekileştiren bir tutumda olduğunu, Türklerin Alman pasaportu olmasına veya çifte vatandaş olabilmelerine rağmen halen bugün tartışmaların odağına çekilmeye çalışıldığına değindi.

Alman eğitim kurumlarında öğretmenlerin, Türk çocuklarla yeterince ilgilenilmediğine, onları iyi okullara yönlendirilmek yerine öğrenme güçlüğü çeken bireylerin yerleştirildiği okullara sevk ettiğine işaret eden Ünver, şunları kaydetti:

"Almanya'da bir yabancı düşmanlığı kültürünün var olduğu doğrudur. Yalnızca Türkler için söylemiyorum bunu. Hem Türkler için hem Müslümanlar için hem Afganlar hem Suriyeliler, yani ne kadar çok yabancı unsur varsa, hepsini belli ki artık bir tehlike bekliyor. Çünkü zaten kutuplaşmış halihazırda bir iklim var burada. Seçim sonuçları da üzerine tuz biber oldu. Öteden beri orada yaşayan insanlarımızın 4'üncü, 5'inci jenerasyonu var artık. Almanya'da gayet uyumlu bir hayat sürdürüyorlar. Toplumun bir parçası olmuş, orayı da bir vatan bellemiş insanlar bunlar. Şimdi bunlar üzerinden de hiç ayrım gözetmeksizin o mültecilerle olduğu gibi bir düşmanlık yaratmaya çalışıyorlar. Maalesef bu düşmanlığın, kutuplaşmanın Zenofobinin artışa geçebileceğini öngörebiliriz bu dönemde"

Ünver, Türklere karşı gösterilen olumsuz tutumun sığınmacılardan farklı bir noktada olduğunu belirterek, özellikle vatandaşlığı bulunan, ülkenin ekonomisine katkı sağlayan, kanunlarına riayet eden ve herhangi bir huzursuzluğa sebebiyet vermeyen Türklerin hedefe konulmasının tamamıyla popülist söylemlerden kaynaklandığını bildirdi.

-"Almanya'daki ırkçılık kavramı ayrımcılığı tetikleyecek"

Almanya'nın ülkedeki yaşlanan nüfus nedeniyle istese de istemese de yabancı insan kaynağına ihtiyaç duyduğunu anlatan Ünver, "Hiç ayrım gözetmeksizin o mültecilerle olduğu gibi bir Türklere ve yabancılara karşı kin ve nefret tohumları ekiyor, düşmanlık besliyorlar. Ancak ülkenin ekonomik açıdan önemli bir kaynağını bu yabancı olarak adlandırılan nüfus oluşturuyor ve bir yandan da Almanya'nın kendi nüfusu git gide azalıyor. Her ne kadar popülist söylem onların gönderilmesini savunsa da gerçek bu ülkenin ekonomisinin ve sosyal güvenlik sisteminin yürüyebilmesi için bu insanlara ihtiyaçları olduğunu ortaya koyuyor." değerlendirmesinde bulundu.

Önümüzdeki süreçte özellikle sığınmacıların ülkelerine gönderilmemesi veya bununla ilgili bir çalışmanın başlatılmaması durumunda şiddete varan provokasyonların yaşanabileceğine vurgu yapan Ünver, sözlerini şöyle tamamladı:

"Hem aşırı sağ, hem de diğer partiler sığınmacıların ülkelerine gönderilmesi yönünde sinyaller veren söylemlerde bulundular. Önümüzdeki süreçte bu insanların ülkelerine gönderilmemesi durumunda ise aşırı sağcıların sokaklarda şiddete varan provokatif eylemlerini görebileceğimizi düşünüyorum. Türkler başta olmak üzere Almanya'daki yabancı nüfusun bu provokatif eylemlerden uzak durmasını tavsiye ediyorum. Alman hükümetinin de her şeyden önce seçim sürecinde ekilen nefret tohumlarını beslemek yerine kökünden kazıması gerektiğini düşünüyorum. Ancak maalesef kurumsal ve yerleşik bir kültür haline gelen Almanya'daki ırkçılık kavramı, bu dönemde işleri biraz daha zorlaştıracak, ayrımcılığı tetikleyecek, İslamofobi ve Zenofobiye çanak tutacak gibi görünüyor."